noun

candour

samimiyet, dürüstlük, açık sözlülük

I appreciate your candour.

Samimiyetinizi takdir ediyorum.

She spoke with refreshing candour about her past.

Geçmişi hakkında ferahlatıcı bir samimiyetle konuştu.

((samimiyetle)) bir şeyi dürüstçe yapmak Ferahlatıcı bir samimiyetle konuştu.

Eş anlamlılar: frankness, honesty, openness; Zıt anlamlılar: deceit, dishonesty

Latince 'candor' (beyazlık, saflık) kelimesinden, o da 'candere' (parlamak, beyaz olmak) fiilinden gelir.

Dürüst ve poz verilmemiş bir 'candid' (içten) fotoğraf düşünün. 'Candour' içten olma niteliğidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.