adjective

canned

konserve, konservelenmiş, hazır

We ate canned tuna for lunch.

Öğle yemeğinde konserve ton balığı yedik.

The TV show used canned laughter.

Televizyon programında konserve kahkaha kullanıldı.

He gave a canned response to the question.

Soruya basmakalıp bir cevap verdi.

canned ((noun)) konserve (isim) I like canned peaches.

Eş anlamlılar: konserve, tenekede; (mecazi) hazır, basmakalıp

'to can' (konservelemek) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.

Bir 'teneke kutu' (can) içinde saklanan yiyecekleri düşünün. Mecazi anlamı, konserve yiyecek gibi önceden hazırlanmış, spontane olmayan bir tepkiyi ifade eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.