noun

canvas

kanvas, tuval, branda

The artist stretched the canvas on the frame.

Ressam tuvali çerçeveye gerdi.

He painted a beautiful landscape on a canvas.

Tuval üzerine güzel bir manzara resmi çizdi.

((bir/o)) tuval (resim olarak) He sold the canvas for a high price.

((bir parça)) branda (malzeme olarak) They used a sheet of canvas for the tent.

Eş anlamlılar: tuval, branda, resim, sanat eseri

Latince 'cannabis' (kenevir) kelimesinden gelir, çünkü bu sağlam kumaş başlangıçta kenevirden yapılırdı.

Türkçedeki 'kanvas' kelimesiyle aynı. Bir ressamın kanvas üzerine resim yaptığını hayal et.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.