verb

captivate

büyülemek, cezbetmek, esir almak

The storyteller captivated the children.

Hikaye anlatıcısı çocukları büyüledi.

She was captivated by his charm.

Onun cazibesine kapılmıştı.

((birini)) büyülemek His performance captivated the audience.

((bir şeyden/birinden büyülenmek)) (bir şeyden/birinden) etkilenmek I was captivated by her beautiful voice.

Eş anlamlılar: fascinate, enchant, charm; Zıt anlamlılar: bore, repel

Latince 'captivus' (esir) kelimesinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla birini cazibenizin 'esiri' yapmaktır.

Birinin performansı veya hikayesi tarafından 'esir alındığınızı' düşünün. Gözünüzü alamazsınız.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.