noun

captivity

esaret, tutsaklık

The bird was born in captivity.

Kuş esaret altında doğdu.

He was held in captivity for five years.

Beş yıl boyunca esaret altında tutuldu.

esaret altında hapsedilmiş veya kapatılmış bir durumda The bird was born in captivity.

Eş anlamlılar: imprisonment, confinement, bondage; Zıt anlamlılar: freedom, liberty

'captive' + '-ity' (bir durumu veya koşulu belirten isimler oluşturan bir ek) kelimelerinden gelir. 'Captive', Latince 'captivus' (yakalanmış) kelimesinden gelir.

'Captivity', bir 'esir' ('captive') olma 'durumudur'. '-ity' eki genellikle '... olma durumu' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.