verb

carry

taşımak, götürmek, desteklemek

Can you carry this bag for me?

Bu çantayı benim için taşıyabilir misin?

The bridge can carry heavy lorries.

Köprü ağır kamyonları taşıyabilir.

He was carried to victory by his supporters.

Destekçileri tarafından zafere taşındı.

((sth.)) (bir şeyi) taşımak Can you carry this bag for me?

((sb./sth.)) ((somewhere)) (birini/bir şeyi) (bir yere) taşımak He carried the shopping into the house.

Eş anlamlılar: transport, bear, convey

Eski Norman Fransızcası 'carier' kelimesinden, 'bir araçta taşımak', kökeni 'car'.

İnsanları ve eşyaları 'taşıyan' (carries) bir 'araba' (car) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.