noun

carrier

taşıyıcı, nakliyeci, hastalık taşıyıcısı, uçak gemisi

The mail carrier delivers letters every day.

Postacı her gün mektup dağıtır.

She used a baby carrier for her infant.

Bebeği için bir bebek taşıyıcısı kullandı.

He is a carrier of the flu virus.

Grip virüsünün taşıyıcısıdır.

The aircraft carrier is a massive ship.

Uçak gemisi devasa bir gemidir.

((bir şeyin)) taşıyıcısı bir şeyi taşıyan kişi veya nesne He is a carrier of the flu virus.

transporter, bearer, vessel

'to carry' (taşımak) fiiline, işi yapanı belirten '-er' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur.

Başka bir şeyi 'taşıyan' (carries) birini veya bir şeyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.