verb

carrying

taşımak

He is carrying a heavy bag.

Ağır bir çanta taşıyor.

This shop carries fresh fruit.

Bu dükkan taze meyve satar.

The motion was carried by a majority.

Önerge oy çokluğuyla kabul edildi.

((bir şeyi)) taşımak He is carrying a heavy bag.

((bir şeyi)) (dükkan) satmak This shop carries fresh fruit.

Eşanlamlılar: transport (nakletmek), convey (iletmek), bear (taşımak); Zıt anlamlılar: drop (düşürmek), put down (yere koymak)

Eski Fransızca 'carier' kelimesinden gelir, Latince 'carrus' (tekerlekli bir araç) ile ilgilidir.

Bir 'arabanın' (car) bir şeyler 'taşıdığını' (carry) düşünün. Kelimeler ilişkilidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.