noun

ability

yetenek, beceri, kabiliyet

She has the ability to solve complex problems.

Karmaşık sorunları çözme yeteneğine sahip.

He has a natural ability for music.

Müziğe karşı doğal bir yeteneği var.

ability ((to-inf)) (bir şeyi yapma) yeteneği İyi dinleme yeteneğine sahip.

ability ((in sth.)) (bir alandaki) yetenek Onun matematikteki yeteneği inanılmaz.

Eş anlamlılar: skill, capacity, talent; Zıt anlamlılar: inability, incapacity

Latince 'habilis' (yapabilen) + '-itas' (nitelik) kelimelerinden gelir. 'Yapabilme niteliği' anlamına gelir.

'able' (yapabilen) + '-ity' (isim yapan ek) olarak düşünün. Bir şeyi 'yapabilme' durumu veya niteliğidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.