noun

case

durum, vaka, dava, kutu

I will pack my case tonight.

Bu gece bavulumu hazırlayacağım.

In this case, we should wait.

Bu durumda beklemeliyiz.

The police have a strong case.

Polisin elinde güçlü bir dava var.

There were ten cases of the flu.

On grip vakası vardı.

in case of ((sth.)) (...-ması) durumunda In case of fire, leave the building.

a case of ((sth.)) bir (...) vakası It was a clear case of cheating.

Eş anlamlılar: situation, instance, container, lawsuit (durum, örnek, kap, dava)

Latince 'cadere' (düşmek) fiilinden gelen 'casus' (düşüş, şans, olay) kelimesinden türemiştir.

Belirli bir 'durumun' ayrıntılarını içeren bir dedektifin 'dava dosyasını' veya kıyafetleriniz için bir 'bavulu' (suitcase) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.