adjective

catching

bulaşıcı, çekici

His enthusiasm was catching.

Onun coşkusu bulaşıcıydı.

A cold is a catching illness.

Soğuk algınlığı bulaşıcı bir hastalıktır.

((bir şey)) bulaşıcıdır (bir şey) bulaşıcıdır veya kolayca yayılır Her good mood was catching.

((bir)) bulaşıcı ((isim)) bulaşıcı veya çekici bir (isim) He has a catching smile.

Synonyms: infectious, contagious, charming, captivating

'to catch' fiilinin şimdiki zaman ortacı. Bir hastalık veya ruh hali gibi başkaları tarafından kolayca 'kapılan' bir şeyi ifade eder.

Bir odada esnemenin 'bulaşıp' yayıldığını düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.