noun

cauldron

kazan

The witch stirred the potion in her cauldron.

Cadı, iksiri kazanında karıştırdı.

They cooked the stew in a large cauldron.

Yahnıyı büyük bir kazanda pişirdiler.

bir ((kazan)) dolusu (bir şey) ateş üzerinde pişirmek için büyük bir tencere Bir kazan dolusu çorba yaptılar.

Eş anlamlılar: pot, kettle, vat

Latince 'calidarium' (sıcak banyo) kelimesinden, 'calidus' (sıcak) kelimesinden gelir.

Hikayelerde bir cadının kullandığı büyük siyah kazanı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.