noun

ceiling

tavan, üst sınır

The room has a high ceiling.

Odanın tavanı yüksek.

They set a ceiling on price increases.

Fiyat artışlarına bir üst sınır koydular.

a/the ceiling bir odanın üst iç yüzeyi The room has a high ceiling.

a ceiling on ((sth.)) (bir şey) üzerinde bir üst sınır They set a ceiling on price increases.

Eş anlamlılar: (gerçek anlam) çatı (iç); (mecazi) limit, üst sınır; Zıt anlamlılar: zemin

Eski Fransızca'da 'gökyüzü, cennet' anlamına gelen 'ciel' kelimesinden gelir. Bir odanın 'gökyüzü' gibidir.

Bir odanın üstünü 'mühürlediğinizi' (sealing) düşünün. 'Ceiling' kelimesi 'sealing' kelimesine benziyor.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.