adjective

celestial

göksel, semavi

Astronomers study celestial bodies like stars.

Gökbilimciler yıldızlar gibi gök cisimlerini inceler.

The painting had a celestial beauty.

Resmin uhrevi bir güzelliği vardı.

((adjective)) + noun göksel, gökyüzü ile ilgili Astronomers study celestial bodies.

Eş anlamlılar: göksel, semavi, uhrevi; Zıt anlamlılar: dünyevi, karasal.

Latince 'cennet, gökyüzü' anlamına gelen 'caelum'dan türeyen 'caelestis'ten gelmektedir.

İngilizce 'ceiling' (tavan) kelimesiyle bağlantı kurun - dünyanın tavanı gökyüzüdür ve göksel (celestial) şeyler oradadır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.