noun

charm

cazibe, çekicilik, tılsım, büyü

He has a lot of charm.

Onun çok cazibesi var.

She bought a new charm for her bracelet.

Bileziği için yeni bir tılsım aldı.

The witch cast a charm on the prince.

Cadı, prense bir büyü yaptı.

(patterns,"(""((the)) charm ((of sth.)) (bir şeyin) cazibesi The hotel has a lot of old-world charm."",""((a)) charm ((for sth.)) (bir şey için) tılsım/nazarlık She wears a lucky charm on her necklace."")")

Eş anlamlılar: appeal (cazibe), allure (çekicilik), spell (büyü), trinket (süs eşyası); Zıt anlamlılar: repulsion (itme)

Eski Fransızca 'charme' (büyü) kelimesinden, o da Latince 'carmen' (şarkı, dize, büyü) kelimesinden gelir.

Her bir tılsımın özel bir çekiciliği veya 'büyüsü' olduğu bir 'uğur tılsımı' bilekliği düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.