verb

chase

kovalamak, peşinden koşmak, takip etmek

The dog is chasing a ball.

Köpek bir topu kovalıyor.

She moved to London to chase her dreams.

Hayallerinin peşinden gitmek için Londra'ya taşındı.

((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) kovalamak The police chased the thief.

((after sb./sth.)) (bir şeyin) peşinden koşmak He is chasing after a new job.

Eş anlamlılar: pursue, follow, hunt; Zıt anlamlılar: flee, escape

Eski Fransızca 'chacier' kelimesinden, Latince 'captiare' (yakalamaya çalışmak) kelimesinden gelir.

Bir filmdeki araba 'kovalamaca' sahnesini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.