noun

chest

göğüs, sandık

He has a pain in his chest.

Göğsünde bir ağrı var.

She kept old photos in a wooden chest.

Eski fotoğrafları ahşap bir sandıkta saklıyordu.

((sb.'s)) chest (birinin) göğsü He has a pain in his chest.

((a/the)) chest büyük, sağlam bir sandık She kept old photos in a wooden chest.

Synonyms: (vücut) gövde, sine; (kutu) sandık, kutu

Eski İngilizce'de büyük kutu anlamına gelen 'cest' kelimesinden gelir. 'Gövdenin üst kısmı' anlamı daha sonra gelişmiştir.

Bir 'hazine sandığı' (treasure chest) düşünün, sonra kendi göğsünüzü kalbiniz ve ciğerleriniz için bir 'hazine sandığı' olarak hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.