noun

circumstance

durum, koşul, vaziyet, olay

Police are investigating the circumstances of the accident.

Polis kazanın koşullarını araştırıyor.

Under normal circumstances, I would say yes.

Normal şartlar altında evet derdim.

He was a victim of circumstance.

O, koşulların kurbanıydı.

the circumstances of (sth.) (bir şeyin) koşulları Police are investigating the circumstances of the accident.

under ... circumstances (...şartlar) altında Under normal circumstances, I would say yes.

Eş anlamlılar: situation, condition, state of affairs

Latince 'circum' (etrafında) + 'stare' (durmak). Bir olayın 'etrafında duran' şeyler.

'Circumstances' kelimesini, merkezi bir olayın 'etrafında duran' ve onu etkileyen tüm ayrıntılar olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.