noun

clam

deniz tarağı

We had steamed clams for dinner.

Akşam yemeğinde buharda pişmiş deniz tarağı yedik.

He's happy as a clam at high tide.

O, denizde balık gibi mutlu.

((bir/o)) clam bir çift kabuklu yumuşakça We had steamed clams for dinner.

Eş anlamlılar: bivalve (çift kabuklu), mollusc (yumuşakça)

Eski İngilizce'de 'bağ, pranga' anlamına gelen 'clamm' kelimesinden gelir ve kabukların nasıl sıkıca kapandığına atıfta bulunur.

Bir deniz tarağının (clam) kabuğunu sıkıca 'kenetlediğini' (clamping) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.