verb

clears

temizlemek, ortadan kaldırmak, açılmak (hava), boşaltmak

He clears the table after dinner.

Akşam yemeğinden sonra masayı toplar.

The sky clears after the rain.

Yağmurdan sonra gökyüzü açılır.

She clears her throat before speaking.

Konuşmadan önce boğazını temizler.

((sb.)) clears ((sth.)) ((biri)) ((bir şeyi)) temizler He clears the snow from the path.

((sth.)) clears ((bir şey)) açılır (hava) The weather clears in the afternoon.

((sb.)) clears ((one's)) throat ((biri)) boğazını temizler The speaker clears his throat.

Eş anlamlılar: tidies, removes, empties; Zıt anlamlılar: clutters, obstructs

Eski Fransızca 'cler' kelimesinden, o da Latince 'açık, parlak, belirgin' anlamına gelen 'clarus'tan gelir. Fiil hali 'açıklığa kavuşturmak' anlamına gelir.

Dağınık bir masayı temizlediğinizi hayal edin. Bu eylem masayı nesnelerden 'arındırır' (clear).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.