noun

clicking

tıklama, tıkırtı

I heard a strange clicking noise from the engine.

Motordan garip bir tıkırtı duydum.

The constant clicking of the keyboard was annoying.

Klavyenin sürekli tıklaması sinir bozucuydu.

(bir şeyin) tıklaması (bir şeyin) çıkardığı ses Topuklarının tıkırtısı salonda yankılandı.

Eş anlamlılar: tapping, ticking

Yansıma bir sözcük olan 'to click' fiilinden gelir. '-ing' eki, eylemi veya sesi temsil eden bir isim oluşturur.

Bir pencereye vuran yağmur veya hızlı yazan biri gibi birçok tıklamanın çıkardığı sürekli sesi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.