adjective

coherent

tutarlı, mantıklı, anlaşılır

He gave a coherent account of the events.

Olayların tutarlı bir açıklamasını yaptı.

She was too upset to be coherent.

Anlaşılır konuşamayacak kadar üzgündü.

((sıfat)) (bir argüman, teori veya politika) mantıklı ve tutarlı He proposed a coherent plan.

((sıfat)) (bir kişi) açık ve mantıklı konuşabilen She was too upset to be coherent.

Synonyms: mantıklı, rasyonel, tutarlı; Antonyms: tutarsız, mantıksız

Latince 'co-' (birlikte) + 'haerere' (yapışmak) kelimelerinden gelir. Parçaları 'birbirine yapışan' bir şeyi tanımlar.

Bir argüman tutarlıysa (coherent), tüm noktaları iyi bir şekilde 'birbirine yapışır' (co-here).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.