verb

coincide

denk gelmek, çakışmak, aynı zamana rastlamak

My birthday coincides with a public holiday.

Doğum günüm resmi bir tatile denk geliyor.

His views coincide with mine on this matter.

Bu konudaki görüşleri benimkilerle örtüşüyor.

((with sth.)) (bir şey) ile aynı zamana denk gelmek Festival, okul tatillerinin başlangıcına denk geliyor.

((with sth.)) (bir şey) ile uyuşmak Müzik zevkleri onunkilerle uyuşuyor.

Eş anlamlılar: aynı anda olmak, uyuşmak, tekabül etmek; Zıt anlamlılar: farklı olmak, ayrılmak

Latince 'co-' (birlikte) + 'incidere' (üzerine düşmek) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'birlikte üzerine düşmek', yani iki olayın aynı anda meydana gelmesi demektir.

İki madeni paranın (coin) tesadüfen (incident) aynı anda düştüğünü düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.