noun

advantage

avantaj, fayda, üstünlük

His height gives him an advantage in basketball.

Boyu ona basketbolda avantaj sağlıyor.

There are many advantages to living in a city.

Şehirde yaşamanın birçok avantajı var.

She took advantage of the good weather.

Güzel havadan istifade etti.

((of/in sth.)) (...nın) avantajı The advantage of the plan is its simplicity.

((over sb./sth.)) (...ya karşı) üstünlük Our team has an advantage over theirs.

to take ((advantage of sth.)) (...dan) faydalanmak Let's take advantage of the sunny weather.

Synonyms: benefit, asset, plus; Antonyms: disadvantage, drawback

Eski Fransızca 'avantage' kelimesinden, 'avant' (önce) kelimesinden gelir. Fikir, diğerlerinden 'önce' veya ileride olmaktır.

Rakiplerinizden 'önde' (in advance) olmanın size bir üstünlük sağladığını düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.