verb

come

gelmek, olmak, ulaşmak

Please come to the party tonight.

Lütfen bu akşam partiye gel.

The bus comes every ten minutes.

Otobüs her on dakikada bir gelir.

My dream has finally come true.

Hayalim sonunda gerçek oldu.

He comes from Spain.

O, İspanya'dan geliyor.

((bir yere)) bir yere doğru hareket etmek She came to my house.

((bir yerden)) bir yerden gelmek He comes from London.

((sıfat)) (sıfat) olmak My shoelaces have come undone.

Synonyms: arrive (varmak), approach (yaklaşmak); Antonyms: go (gitmek), leave (ayrılmak)

Eski İngilizce'deki 'cuman' kelimesinden, Cermen kökenlidir.

En temel hareket fiillerinden biri. 'Buraya gel!' der gibi birinin size doğru hareket ettiğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.