adjective

comfortable

rahat, konforlu

This is a very comfortable chair.

Bu çok rahat bir sandalye.

I don't feel comfortable talking about it.

Bu konuda konuşurken kendimi rahat hissetmiyorum.

She earns a comfortable salary.

İyi bir maaş kazanıyor.

((olmak)) rahat fiziksel rahatlığı tanımlar Bu rahat bir sandalye.

((hissetmek)) rahat ((bir şeyle)) duygusal rahatlığı tanımlar Planla ilgili kendimi rahat hissediyorum.

((bir)) iyi ((isim)) mali güvenceyi tanımlar İyi bir geliri var.

Eş anlamlılar: rahat, hoş, gevşemiş; Zıt anlamlılar: rahatsız, huzursuz

'comfort' (konfor) + '-able' (-ebilir). 'Konfor sağlayabilen' anlamına gelir.

Bir şey size 'konfor' verebiliyorsa ('able'), o 'konforludur' ('comfortable').

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.