adjective

complimentary

övgü dolu, ücretsiz, ikram

She made some complimentary remarks about my work.

İşim hakkında övgü dolu birkaç söz söyledi.

The hotel offers a complimentary breakfast to all guests.

Otel tüm konuklara ücretsiz kahvaltı sunmaktadır.

complimentary ((about sth.)) (bir şey hakkında) övgü dolu She was complimentary about his performance.

complimentary ((to sb.)) (birine) ücretsiz The drinks were complimentary to all attendees.

Eş anlamlılar (övgü dolu): pohpohlayıcı, takdir edici; Eş anlamlılar (ücretsiz): bedava, ikram; Zıt anlamlılar: eleştirel, ücretli

Latince 'complere' (doldurmak) kelimesinden gelir. Bir anlamı birini övgüyle 'doldurmak', diğeri ise ücretsiz olarak 'eklenen' bir hizmettir.

İki anlamı düşünün: iltifat içeren (övgü dolu) bir yorum ve ücretsiz (ikram) bir içecek.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.