verb

compress

sıkıştırmak, basmak, özetlemek

The machine compresses the rubbish.

Makine çöpü sıkıştırır.

You need to compress the file before emailing it.

E-posta göndermeden önce dosyayı sıkıştırmanız gerekir.

He compressed his speech into ten minutes.

Konuşmasını on dakikaya sıkıştırdı.

((bir şeyi)) sıkıştırmak. Makine çöpü sıkıştırır.

((bir şeyi)) ((bir şeye)) sıkıştırmak/özetlemek. Konuşmasını on dakikaya sıkıştırdı.

Eş anlamlılar: sıkmak, yoğunlaştırmak, kompaktlamak; Zıt anlamlılar: genişletmek, açmak

Latince 'com-' (birlikte) + 'premere' (bastırmak) kelimelerinden gelir. 'Birlikte bastırmak' anlamına gelir.

Bir yay veya dijital bir dosya gibi bir şeyi bir araya getirdiğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.