adjective

compulsive

kompulsif, zorlayıcı, karşı konulmaz

He is a compulsive liar.

O, kompulsif bir yalancıdır.

The TV series was compulsive viewing.

TV dizisi karşı konulmaz bir seyirlikti.

a compulsive ((noun)) kompulsif bir ... He is a compulsive gambler.

compulsive ((noun)) karşı konulmaz ... The book was compulsive reading.

Eş anlamlılar: obsessive, addictive, irresistible, compelling

Latince 'compellere' (zorlamak) kelimesinden gelen 'compulsion' isminden türemiştir. '-ive' eki bir sıfat oluşturur.

Yapmaya 'zorlandığınız' bir davranışı veya sizi izlemeye devam etmeye 'zorlayan' bir kitabı/programı tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.