noun

conceit

kibir, kendini beğenmişlik

His conceit was his biggest weakness.

Kibri onun en büyük zayıflığıydı.

The poem is built around a single, clever conceit.

Şiir, tek ve zekice bir edebi sanat etrafında kuruludur.

kendine aşırı gurur duyma His conceit was his biggest weakness.

edebiyatta zekice veya alışılmadık bir benzetme The poem is built around a clever conceit.

Synonyms: arrogance, vanity, egotism; Antonyms: humility, modesty

'Conceive' (tasavvur etmek, düşünmek) kelimesinden gelir. Başlangıçta 'bir kavram' veya 'bir fikir' anlamına geliyordu, ancak daha sonra 'kendisi hakkında aşırı yüksek bir görüş' olumsuz anlamını geliştirdi.

Sadece kendi büyüklüğünü 'tasavvur edebilen' (conceive) birini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.