noun

advocacy

savunuculuk, avukatlık, taraftarlık

She is known for her advocacy of children's rights.

Çocuk hakları savunuculuğuyla tanınır.

The group's advocacy led to a change in the law.

Grubun savunuculuğu yasada bir değişikliğe yol açtı.

((bir şeyin)) savunuculuğu bir fikir veya plan için halk desteği İnsan hakları savunuculuğuyla tanınır.

Eş anlamlılar: destek, arka çıkma, teşvik; Zıt anlamlılar: muhalefet, eleştiri

'advocate' (savunmak) + '-cy', bir durumu veya niteliği belirten bir isim yapım eki.

Bir 'advocate' (kişi) ve ne yaptığını düşünün: 'advocacy' (eylem).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.