adjective

congenial

uygun, cana yakın, hoş

He found the work to be congenial.

İşi kendine uygun buldu.

She was a congenial colleague.

O, cana yakın bir meslektaştı.

We spent the evening in congenial company.

Akşamı hoş bir arkadaşlık ortamında geçirdik.

((birine)) uygun ((birisi)) için hoş İşi kendine uygun buldu.

cana yakın bir ((isim)) O, cana yakın bir meslektaştı.

Eş anlamlılar: agreeable, pleasant, sociable; Zıt anlamlılar: uncongenial, disagreeable

Latince 'con-' (birlikte) + 'genius' (ruh) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'aynı ruha sahip'.

'Con' (ile) + 'genie' (cin) gibi düşünün – sizinle iyi anlaşan dost canlısı bir cine sahip olmak gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.