adjective

conscious

bilinçli, farkında, uyanık

He was conscious of the danger.

Tehlikenin farkındaydı.

The patient was conscious after the operation.

Hasta ameliyattan sonra bilinci yerindeydi.

She made a conscious decision to leave.

Ayrılmak için bilinçli bir karar verdi.

((bir şeyin)) farkında olmak (bir şeyin) farkında olmak I am conscious of the time.

bilinci yerinde olmak uyanık olmak ve ne olduğunu anlayabilmek He was not conscious after the fall.

Eş anlamlılar: aware (farkında), awake (uyanık), mindful (dikkatli); Zıt anlamlılar: unconscious (bilinçsiz), unaware (habersiz)

Latince 'conscius' (bilen, farkında), 'con-' (ile, birlikte) + 'scire' (bilmek) kelimelerinden gelir.

'Conscious' olmak, bir şey hakkında 'bilgi ile' (con + sci) olmaktır. 'Vicdanlı' anlamına gelen 'conscientious' ile karıştırmayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.