adjective

contemplative

düşünceli, dalgın, tefekküre dalmış

She was in a contemplative mood.

Düşünceli bir ruh halindeydi.

He leads a contemplative life in the monastery.

Manastırda düşünceli bir hayat sürüyor.

((adjective)) + ((noun)) bir ismi düşünceli veya dalgın olarak tanımlar She was in a contemplative mood.

Synonyms: thoughtful, pensive, reflective; Antonyms: unreflective, thoughtless

Latince 'contemplari' (bakmak, gözlemlemek) kelimesinden gelir, 'con-' (ile) + 'templum' (gözlem için bir alan).

Bu, 'to contemplate' (derin düşünmek) fiilinin sıfat halidir. Çok düşünen birini hayal edin. Bir tapınakta (temple) hayatı tefekkür eden (contemplate) bir keşişi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.