noun

contingency

ihtimal, olası durum, beklenmedik olay

We must have a contingency plan.

Bir acil durum planımız olmalı.

The payment is a contingency on the project's success.

Ödeme, projenin başarısına bağlı bir koşuldur.

bir/o acil durum planı/fonu (beklenmedik olaylar için bir plan/fon) Şirketin büyük bir acil durum fonu var.

((bir şey)) üzerine bir koşul (başka bir olaya bağlı olan bir şey) Terfisi, raporu bitirmesine bağlı bir koşuldu.

Eş anlamlılar: eventuality (olasılık), possibility (ihtimal), emergency (acil durum)

Latince 'contingere' (dokunmak, olmak) kelimesinden gelir. '-ency' eki isim yapar. 'Olması' muhtemel bir şeyi ifade eder.

'Contingency plan' (acil durum planı), beklenmedik bir şey sizinle 'temas' ettiğinde ne yapılacağına dair bir plandır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.