noun

contour

kontur, çevre çizgisi, eşyükselti eğrisi

The artist sketched the contour of the face.

Sanatçı yüzün konturunu çizdi.

The map shows the contours of the hills.

Harita tepelerin eşyükselti eğrilerini gösteriyor.

the contour of ((sth.)) (bir şeyin) konturu Sanatçı yüzün konturunu çizdi.

Eş anlamlılar: dış hat, şekil, profil

Fransızca 'etrafından dolaşmak' anlamına gelen 'contourner' kelimesinden, Latince 'con-' (birlikte) ve 'tornare' (dönmek) köklerinden gelir.

Bir şeyin şeklini görmek için kenarında bir 'tur' attığınızı düşünün. Makyajdaki 'kontürleme' de yüzün şeklini belirler.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.