verb

counteract

karşı koymak, etkisizleştirmek, dengelemek

This medicine will counteract the poison.

Bu ilaç zehri etkisizleştirecektir.

We need to counteract the negative effects of stress.

Stresin olumsuz etkilerine karşı koymamız gerekiyor.

((sth.)) (bir şeye) karşı koymak Yeni politikanın amacı enflasyona karşı koymaktır.

Eş anlamlılar: oppose, neutralize, offset; Zıt anlamlılar: aid, support

'counter-' (karşı) ön eki + 'act' (hareket etmek). Kelimenin tam anlamıyla 'karşı hareket etmek'.

Bir 'karşı eylem' düşünün - başka bir eyleme karşı gelen bir eylem.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.