adjective

cramped

sıkışık, dar, basık

We worked in a cramped office.

Sıkışık bir ofiste çalıştık.

Her handwriting is very cramped.

El yazısı çok sıkışık.

sıkışık bir ((şey)) sıkışık bir (şey) Sıkışık bir dairede yaşıyoruz.

Eşanlamlılar: dar, sıkışık, sınırlı; Karşıtanlamlılar: ferah, geniş

'Kısıtlamak' veya 'sınırlamak' anlamına gelen 'to cramp' fiilinin geçmiş zaman ortacı. 'Cramp' (kramp) ismiyle aynı kökten gelir.

Küçük bir alana tıkıştırıldığınızı (crammed) ve çok sıkışık (cramped) hissettiğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.