noun

crumb

kırıntı

He brushed the crumbs from the table.

Masadaki kırıntıları temizledi.

There wasn't a crumb of comfort.

Bir zerre teselli yoktu.

((bir ... kırıntısı)) bir şeyin küçük bir parçası veya miktarı Masadaki kırıntıları temizledi.

Eş anlamlılar: bit, piece, fragment, scrap

Eski İngilizce'deki 'cruma' kelimesinden gelir.

Bir kurabiyenin 'ufalanarak' ('crumbling') küçük 'kırıntılara' ('crumbs') dönüştüğünü hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.