verb

crunch

kıtırdatmak, çıtırdatmak, işlemek (sayıları)

He crunched loudly on the carrot.

Havucu yüksek sesle kıtırdattı.

The car crunched over the gravel drive.

Araba çakıllı yolda gıcırdadı.

We need to crunch the numbers for the report.

Rapor için sayıları işlememiz gerekiyor.

((bir şeyi)) kıtırdatmak Havucu yüksek sesle kıtırdattı.

((bir şeyi)) işlemek (sayıları) Rapor için sayıları işlememiz gerekiyor.

Eş anlamlılar: munch (gevelemek), chew (çiğnemek), grind (öğütmek), crush (ezmek)

Yansıma sözcük, bir şeyin ezilme sesini taklit eder.

'Crunch' kelimesi, tanımladığı eylem gibi ses çıkarır. Gevrek bir elmayı ısırmanın sesini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.