verb

crush

ezmek, kırmak, bastırmak, yenmek

Crush the garlic before adding it to the pan.

Tavaya eklemeden önce sarımsağı ezin.

The news of his failure crushed him.

Başarısızlık haberi onu yıktı.

Our team crushed the opposition.

Takımımız rakibi ezdi geçti.

((sth.)) bir şeyi ezmek Crush the garlic before adding it to the pan.

((sb.)) birini yıkmak (duygusal olarak) The news of his failure crushed him.

Eş anlamlılar: ezmek, bastırmak, bunaltmak, yenmek

Eski Fransızca 'croissir' kelimesinden gelir, 'gıcırdatmak, çatlamak' anlamına gelir.

Sert bir şeyi 'ezdiğinizde' (cRush) duyduğunuz 'çıtır' (cRunch) sesini hayal edin. Sesler çok benzer.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.