noun

aftertaste

ağızda kalan tat, sonradan gelen tat

The medicine left a bitter aftertaste.

İlaç ağızda acı bir tat bıraktı.

The victory had a sour aftertaste of regret.

Zaferin pişmanlık gibi ekşi bir tadı vardı.

((isim)) yiyip içtikten sonra ağızda kalan bir tat The wine has a pleasant aftertaste.

flavour (lezzet), savour (tat), tang (keskin tat)

'after' (sonra) + 'taste' (tat). Bir şey yiyip içtikten sonra kalan tat.

Kahvenizi bitirdikten 'sonra' ağzınızda kalan 'tadı' hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.