noun

culprit

suçlu, fail, sorumlu, sebep

The police are still looking for the culprit.

Polis hala suçluyu arıyor.

Lack of rain was the main culprit for the poor harvest.

Kötü hasadın asıl sorumlusu yağmur eksikliğiydi.

((the culprit)) ((for sth.)) (bir şeyin) suçlusu/faili olmak Polis, soygunun failini tespit etti.

Synonyms: suçlu, fail, mücrim

Latince 'kusur' veya 'suç' anlamına gelen 'culpa' kelimesinden gelir. 'Culpable' (suçlu) ile ilgilidir.

'Culpable person' (suçlanabilir kişi) olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.