adjective

cumulative

kümülatif, birikimli, toplamalı

The cumulative effect of pollution is damaging.

Kirliliğin kümülatif etkisi zararlıdır.

He received a cumulative sentence of ten years.

On yıl kümülatif ceza aldı.

((cumulative)) + isim Kümülatif etki çok büyüktü. The cumulative effect was huge.

Eş anlamlılar: birikimli, artan, toplam; Zıt anlamlılar: azalan, eksilten

Latince 'yığmak' anlamına gelen 'cumulare'den, bu da 'yığın' anlamına gelen 'cumulus'tan gelir.

Bir su buharı yığını olan 'kümülüs' bulutunu düşünün. 'Kümülatif', zamanla biriken şeylerin sonucunu ifade eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.