noun

curator

küratör, müze müdürü

The museum curator gave us a tour.

Müze küratörü bize bir tur düzenledi.

She is the curator of the new art exhibition.

Yeni sanat sergisinin küratörü o.

((a curator)) ((of sth.)) (bir şeyin) küratörü The curator of the museum is very knowledgeable.

Synonyms: keeper (koruyucu), custodian (gözetmen), conservator (restoratör)

Latince 'ilgilenmek' anlamına gelen 'curare' kelimesinden gelir. Küratör, bir koleksiyonla 'ilgilenen' kişidir.

Bir küratörün sanat eserlerini ve objeleri 'tedavi ettiğini' (curing) ve koruduğunu düşünün. Koleksiyonla 'ilgilenirler' (care).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.