adjective

aged

yaşlı, ihtiyar, yıllanmış

He has an aged mother.

Yaşlı bir annesi var.

This is a fine, aged cheese.

Bu kaliteli, yıllanmış bir peynir.

A boy aged ten.

On yaşında bir çocuk.

aged ((isim)) bir ismi yaşlı veya olgun olarak tanımlar. He has an aged mother.

((isim)) aged ((sayı)) bir ismin yaşını belirtir. A boy aged ten.

Eş anlamlılar: elderly, old, mature; Zıt anlamlılar: young, new, fresh

'age' (yaş) isminden ve '-ed' sıfat ekinden türemiştir, 'belirli bir yaşta olan' veya 'yaşlanmış' anlamına gelir.

Bir kişiye eklenen yıllar veya peynire eklenen lezzet gibi, bir şeye 'yaş' eklendiğini ('-ed') düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.