adjective

daft

aptal, salak, ahmak

That was a daft thing to do.

Bu yapılacak aptalca bir şeydi.

Don't be so daft!

Bu kadar aptal olma!

He's daft about his new car.

Yeni arabasına bayılıyor.

daft ((olmak)) aptalca olmak It's a daft idea to swim in the sea in winter.

daft about ((biri/bir şey)) (-e) bayılmak, deli olmak She is completely daft about that singer.

Eş anlamlılar: silly, foolish, stupid; Zıt anlamlılar: sensible, wise

Eski İngilizce'de 'yumuşak, nazik' anlamına gelen 'gedæfte' kelimesinden türemiştir. Anlamı daha sonra 'aptalca' olarak değişmiştir.

Bu çok yaygın, gayriresmi bir İngiliz kelimesidir. Aptalca bir şapka takan birini 'a daft hat' olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.