adjective

daring

cüretkar, cesur, gözüpek

That was a daring rescue.

Bu cüretkar bir kurtarmaydı.

She wore a very daring dress.

Çok cüretkar bir elbise giymişti.

cüretkar bir ((şey)) cesur veya maceracı bir (şey) Bu cüretkar bir kurtarmaydı.

((biri)) cüretkardır (biri) cesurdur ve risk almaya isteklidir O çok cüretkar.

Eş anlamlılar: bold, audacious, brave; Zıt anlamlılar: cautious, timid, fearful

Bir şeyi yapma cesaretine sahip olmak anlamına gelen 'to dare' fiilinden gelir. '-ing' eki bir sıfat oluşturur.

Her zaman yeni, riskli şeyler yapmaya 'cüret eden' (daring) birini düşünün. Bu, cüret etme eylemini cüretkar olma niteliğiyle birleştirir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.