adjective

daunting

göz korkutucu, yıldırıcı

It was a daunting task.

Göz korkutucu bir görevdi.

The interview process can be daunting.

Mülakat süreci göz korkutucu olabilir.

((...)) göz korkutucu. Göz korkutucu bir görevdi.

Eş anlamlılar: intimidating, formidable; Zıt anlamlılar: encouraging, reassuring

'to daunt' (gözünü korkutmak) fiilinin sıfat-fiil (present participle) halidir.

'-ing' eki, bir şeyin o eylemi yaptırma özelliğine sahip olduğunu gösterir. 'Daunting' bir görev, 'göz korkutucu' bir görevdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.