verb

dazzle

göz kamaştırmak, büyülemek, şaşırtmak

The bright headlights dazzled me.

Parlak farlar gözümü kamaştırdı.

She was dazzled by his charm and good looks.

Onun cazibesi ve yakışıklılığıyla gözleri kamaşmıştı.

((sth.)) ((sb.)) (bir şey) (birinin) gözünü kamaştırmak Parlak farlar gözümü kamaştırdı.

((sb./sth.)) ((sb.)) (biri/bir şey) (birini) büyülemek Onun cazibesiyle gözleri kamaşmıştı.

Eş anlamlılar: blind (kör etmek), amaze (şaşırtmak), impress (etkilemek), fascinate (büyülemek)

'daze' (sersemletmek) kelimesinin tekrarlanan eylemi ifade eden hali, bu nedenle 'ışıkla göz kamaştırmak' anlamına gelir.

Gözlerinizi kamaştıran ve sizi hayran bırakan 'dazzling' (göz kamaştırıcı) bir elmas hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.